Evden Ek İş Yapmanın Zorlukları

Evde Ek İş admin

Evden ek iş ilanları devamlı evde oturduğunuz yerde pijamalarınızla çalışma ve kendi patronunuz olma rüyasını vurgulayıp dururlar. Bu ilanlar aynı zamanda “istediğiniz kadar, ve ne zaman isterseniz” kazanacağınızın da garantisini verirler. Kendi işini yapan biri olarak, size işlerin böyle gitmediğini net bir şekilde ifade edebilirim.

Fena kazandığımı söyleyemem, ama bu durum yalnızca bahsettiğim iş ilanlarını takip etmekle gerçekleşmiyor. Önceden, yıl olmuş neredeyse 2017, kıyafet zorunluluğu ve standart çalışma saatleri gibi “yorucu” işyeri politikalarının sırf yöneticiler ve patronlar çalışanları zor durumda bıraksın diye olduğunu düşünürdüm, ancak öyle değilmiş. Aksine, bu politikalar çalışanların etkili bir şekilde çalışmalarına yardımcı olurken şirketlerin de karını yükseltiyor. Dahası, eskiden büyük bir şirkette çalışırken göz ardı edebileceğim tüm yönetimsel görevleri şimdilerde daha takdir edici buluyorum.

Beni yanlış anlamayın; aslında kendim için ve evden çalışmayı seviyorum. Kendi gelirimi idare ettirmek zor olmasıyla beraber memnuniyet verici. Ama tipik evden iş ilanlarının kullandığı dilin girişimciler arasındaki hataların yükselmesine katkıda bulunduğunu artık biliyorum.

İsterseniz evden iş ilanlarında kullanılan mottoların aslında bu işleri raydan çıkardığının göstergesi olan altı örneğe bakalım:

Evden İş Yapmanın Zorlukları

  1. “Ne Zaman Çalışacağınıza Kendiniz Karar Verin”

Sizce de çekici bir slogan, değil mi? Alarmı sabahın 6’sına kurmaya gerek yok. Ve dahası devamlı masa başında oturup öğle yemeği için kısacık bir süre de yok. Kendi saatlerinizi belirleyin ve istediğiniz zaman çalışın. Zamanınızı özgürce kullanın!

Ama kazın ayağı öyle değil.

“Normal çalışma saatleri” kavramı muhtemelen insanoğlunun bulduğu en iyi zaman yönetimi aracıdır. Patronunuz belirli bir saatte işte olmanızı ve belirli bir saatte de işten ayrılmanızı söylediğinde ne zaman çalışmanız belkendiğini ve ne zaman diğer ilgi alanlarınıza zaman ayıracağınızın farkına varmış olursunuz. Hatta günler, haftalar ve aylar sonrasına planlar yapabilirsiniz, çünkü ne zaman çalışacağınız biliyorsunuzdur.

Buna karşın, evde çalışma saatlerinizi tam olarak belirlemezseniz büyük bir sorunla karşılaşabilirsiniz. Bir projeye başlamak için masa başına oturmak yeterince kolay bir şeyken o masanın başında oturup projeyi bitirmek epey zordur. Tabii ki, biraz ev işi yapmak ya da markete gitmek için birkaç saatliğine işinize ara verme durumunuz olabilir. Ama ardından bir başka olay dolayısıyla dikkatiniz dağılmak üzere yeniden masa başına oturacaksınız. Net bir şekilde sekiz saatlik bir işi tamamlamış olursunuz belki ama sabah 8 akşam 5 yerine (öğle yemeği molasıyla beraber) “esnek” çalışma saatleriniz sayesinde sabah 10’dan akşam 11’ e kadar çalışmış olursunuz!

Daha da kötüsü, günün sonunda yeterince üretken olamadığınızı fark ederseniz bugünün işini de yarına eklemiş olabilirsiniz. En nihayetinde, zaman yönetimini iyi yapamadığınızdan dolayı neredeyse haftanın her günü 12 saatten fazla çalışmak zorunda kaldığınız ve eminim ki istemeyeceğiniz bu durumla karşılaşabilirsiniz.

Zaman Yönetimi Problemlerinden Nasıl Kaçınabilirsiniz: Çalışma günlerinizi ve saatlerinizi belirleyip kesinlikle ona bağlı kalın. Temel çalışma planınızın yakınlarınız tarafından devamlılığının sağlandığına emin olmanızı öneririm. (Bu arkadaşlarınız, eşiniz, aileniz falan olabilir.) Geleneksel bir zaman planı sizi yalnızca üretken kılmaz, ve hatta sevdiklerinizle daha fazla zaman geçirebilmenizi sağlar. Sonuç olarak, eğer hafta içi 8’den 5’e kadar çalışıyorlarsa muhtemelen sosyalleşmek için akşamları ya da hafta sonları uygun olacaklardır.

Eğer denenmiş ve doğruluğu kabul edilmiş 8-5 sistemine bağlı kalmaya karar verirseniz, neticede evden iş yapmanın faydalarından yararlanacaksınız. Ve işe bir araçla gidip gelmek zorunda olmadığınızdan dolayı çalışma günlerinizde saatleriniz başlayana kadar uyuyabilme özgürlüğüne de sahip olacaksınız. Dahası, çocuğunuzu doktora götürmek gibi önemli işleriniz olduğunda patronunuzdan izin istemek zorunda kalmayacaksınız.

  1. “Pijamalarınızla Çalışın”

İşe ulaşmak için yalnızca yataktan kalkıp masama gitmek için beş adım atmak hoşuma gitse de, önce bir duşa girip ardından temiz ve “düzenli” kıyafetlerimi giydiğimde çok daha üretken oluyorum. Pijamalarla çalışmanın çekici olduğunu biliyorum ama gece yarısına kadar çalışmayacaksam sokak kıyafetleriyle daha iyi çalışıyorum.

İşte bunun nedenleri:

  • Pijamalar ile uyku arasında zihnimde güçlü bir bağ var. Pijamalarımla çalıştığımda aldığım işi yapma konusunda yeterli olamayabiliyorum.
  • Bir önceki gece uyumak için giydiğim pijamalar içinde temiz ve yenilenmiş hissetmek çok zor. Temiz hissetmek yaptığım işin miktarını artırırken aynı zamanda kalitesini de yükseltiyor.
  • Yalnızca markete gidip ufak bir şeyler almak için bile evden çıkmam gerekirse temizlenip giyinmek için harcayacağım zaman da iş dışındaki etkinliklerime ekstra bir saat daha eklemiş oluyor. Bu süre çok fazla gibi görünmeyebilir ama bu durum aynı zamanda iş günümü bölüyor ve işe geri dönmemi daha da zorlaştırabiliyor. Ama masamın başına duşumu almış ve giyinmiş bir şekilde oturduysam etkinlikler arasında daha narin geçişler yapabiliyorum.

Kılık Kıyafetle İlgili Problemlerden Nasıl Kaçınabilirsiniz: Müşteriler ve taşeronlarla görüşmek için elbise dolabınızda profesyonel kıyafetleriniz bulunsa da evde tüm gün boyunca takım elbiseyle oturmanıza da gerek yok. Bunun yerine, evden iş yaparken giyebileceğiniz rahat kıyafetler alın. Ben evde iş yaptığım günlere tişörtler, eşofmanlar ve hafif kumaştan yapılmış rahat kıyafetleri tercih ediyorum. Bu kıyafetler yeterince rahat ve bu tarz kıyafetler sayesinde markete gitmek için de duş almama falan gerek kalmıyor, ya da eve gelen kurye ile görüşmek için elbise dolabından tırım tırım kıyafet aramama da gerek kalmıyor.

  1. “Ne Kadar Kazanacağınızı Kendiniz Belirleyin”

Sanırım bu aslında ev geçindirme zorunluluğu olan bekarlar için daha önemli bir problem. Yine de, kısa süreli gelir amaçlrı edinme tuzaklarına kapılmak çok kolay ve bu amaçları edinmek için minimum düzeyde çalışmak da cabası. Bu yaklaşımın tehlikesi de özellikle kendi işine sahip olan herkesin yapması gereken uzun süreli para biriktirme işinden alıkoyması gibi duruyor.

Çalışmanın makul olduğu bir aylık bütçe belirlemede bir problem olmamasına rağmen uygun bir çalışma planı içerisinde kazanabildiğiniz kadar fazla kazanmanız gerek. Yalnızca faturalarınızı ödeyecek kadar çalışırsanız muhtemelen en sonunda uzun süreli bir finansal çöküntüye ulaşacaksınız.

Finansal Çöküntüden Nasıl Kaçınabilirsiniz: Her gün belirli bir lira para kazanmak için uğraşmaktansa çalışma gününüz içerisinde kazanabildiğiniz kadar çok kazanmayı deneyin. Bu da makul bir çalışma planı belirleyip ona bağlı kalmak ve “günlük gelir hedefinize” öğle vakti ulaşmış olsanız bile her gün tüm gün çalışmanız gerektiği anlamına geliyor. Fazla para göz çıkarmaz, telaşlanmayın, ve hastalık halinde falan epey de işinize yarar.

  1. “Kendi İşinizin Patronu Olun”

Daha önce çalıştığım işlerde ofis içinde bir sürü evrak işiyle uğraşmak zorunda kalıyordum: zaman çizelgeleri, seyahat harcamaları raporları, ve evden ek iş yapanlar ve satıcılara yapılacak ödemeler vs. Ve bunlar eskiden çalıştığım şirket tarafından bana yaptırılan evrak işlerinden yalnızca birkaçı. Ve şimdi kendi mektuplarımı kendim yolladığımdan dolayı, uçak biletlerimi kendim alacağım için ve kendi hesabımı kendim tutacağım için geleneksel bir işletmede çalışmanın değerini samimi bir şekilde anladığımı söyleyebilirim.

Kendiniz için çalışmanın bu tip gündelik görevleri göz ardı etmek anlamına geldiğini düşünüyorsanız tekrar düşünün derim. Aslında, kendi işinizin patronu olduğunuzda sıradan bir patronun verdiği evrak işlerinden daha fazlasını yapmak zorunda kalacaksınız. Ve bu işleri göz ardı etmeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Faturaları ödemek, vergileri vermek ve müşterilere fatura kesmek kurmak gibi işletmenin temellerini oluşturan şeyleri göz ardı etmek yalnızca kendi işinizi bozmak değil ve hatta muhtemelen Vergi Dairesi gibi kurumlarla da başınızı belaya sokmak gibi bir sonuca götürebilir.

Nasıl Kendi İşinizin Patronu Olabilirsiniz: Yönetimsel görevler için her gün belirli bir zaman ayırın. Faturalarınızı ödeyin, müşterilere fatura kesin, ofis gereksinimlerinizi sipariş edin ve bu süre içerisinde e-postalarınızı ya da maillerinizi de işletin. Bunu her gün aynı zamanda yapın ki rutininizin bir parçası haline gelsin.

  1. “Ödeme Politikanızı Kendiniz Belirleyin”

Müşterilerden düzenli bir şekilde yaptığınız işin parasını almamak ya da hiç para alamamak en nihayetinde yaptığınız işin sonunu getirebilir. Büyük bir şirket için çalıştığınızda genelde gecikmesiz bir şekilde paranızı alırsınız. Bu tür sorunlardan net bir ödeme politikası belirleyip bunu uygulamaya koyarak kaçınabilirsiniz. Aynı Nasreddin Hoca fıkrasında öğütlendiği gibi, “Parayı veren düdüğü çalar!”

Aldığınız işi bitirir bitirmez profesyonel görünen bir fatura gönderdiğinizde müşteriye paranızın ödenmesini beklediğinizi net bir şekilde ifade etmiş olursunuz. Müşterilerle konuşurken yapacağınız işin fiyatı hakkında çekingenlik yapmayın ve bu tür konularda bir mutabakata vardığınızdan emin olun. Bazı serbest meslek erbabı insanlar aldığı işe başlamadan önce bile yapılacak işin ödemesini istiyorlar. Zaman geçtikçe paranızı alma ihtimaliniz düştüğünden dolayı geç ödeyen müşterilerle bir ödeme zamanını geçirmelerinin hemen ardından iletişime geçmek iyi olur.

Beklediğiniz ödeme hakkında harekete geçmezseniz insanlar ya paranızın ödenmesini çok da önemsemediğinizi ya da ödenmeyen faturalar hakkında düzensiz bir çalışan olduğunuzu düşünecektir. Hatta faturalarınızı hemen ödeme eğilimi olan müşterileriniz bile ödemeden kurtulabileceklerini düşünüp size yapacakları ödemelerin düşük bir öneme sahip olduğuna bile karar verebilir. Tekrar ediyorum, alamadığınız bir ödeme hakkında müşteriyle karşı karşıya gelmekten çekinmeyin, çünkü müşterinizle aranızdaki “ilişki”yi korumakla mükellefsiniz. Herhangi bir ilişki gibi sınırlar ve beklentileri baştan ifade etmezseniz sonunda bu ilişki bitmeye mahkum olacaktır. Ödeme yapmayan müşterilere de ihtiyacınız yok.

Bedavacılardan Nasıl Kurtulabilirsiniz: Ödeme politikalarınızı yazılı bir şekilde belirtin ve hatta mümkünse bunu sözlü bir şekilde de açıklayın. Bir işi bitirir bitirmez ya da aldığınız bir görevi tamamlar tamamlamaz müşterilerinize hemen profesyonel bir fatura yollayın. Yolladığınız fatura üzerinde ödemenin en geç ne zamana dek yapılacağı ve müşterilerinizin kullanacağı ödeme seçenekleri olsun. Ek olarak, müşterilerinize birden fazla ödeme seçeneği sunun. Mesela, ben direkt PayPal ödemeleri, PayPal üzerinden kredi kartına ödeme ve havale ile eft gibi seçeneklerle ödeme kabul ediyorum. Müşterilerinizin size ödeme yapmasını kolaylaştırın.

Son Söz

Evden çalışmak hiçbir şeye benzemez, ve evden çalışmanın aynı zamanda birçok faydası da vardır. Ama abartılı reklamlara inanmayın. Kendi işini yapmak işinizdeki görevinizin birden genişlemesi ve çeşitli iş tanımlası içine girmeniz anlamına geliyor. Kendiniz için bir çalışan el kitabı yazmanıza gerek olmamasına rağmen standart iş politikaları ve prosedürleri hakkında iyi düşünün ve bunların evden iş yapmanıza kolaylık sağlayıp sağlamadığına karar verin.

Eğer kendi işinizi yapıyorsanız ya da evden ek iş yapıyorsanız günlük olarak karşılaştığınız başka ne gibi zorluklar var? İşleri yoluna koymak için belirlediğiniz özel bir tarz ya da yol var mı? Deneyimlerinizi yorum kısmına eklerseniz bunlardan faydalanmak isteriz.

Sosyal Ağlarda Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir